Daha önceki bir yazımda Asansör Konuşması kavramına şöyle bir değmiştim.
17 Kasım 2011 Perşembe günü Ayşe Arman’ın Kanyon’da düzenlenen Çalışma Odası davetini duyunca gitmeden edemedim. Saatler kısıtlı 10:00- 16:00 arası. Buraya kadar herşey tamam. Esas konumuz burdan sonra başlıyor, çünkü bu işi organize eden bayanlar, her bir görüşme için 5 dakika süre tanımışlar. Ne Ayşe Arman ne de misafirler bu keyifli ve hızla koyulaşan sohbetler esnasında 5 dakika sınırını tutturamadıklarından görüşmeler sarkmış. Gelenler ertesi güne de randevu yazdırıyorlar.
Süre kısıtını ve bu kısıta uyulamadığını anlayınca, ister istemez danışman ve müşteri firmaların Değerlendirme Merkezlerinde her egzersize tanınan süreler konusunda ne kadar hassas olduklarını bir kez daha anımsadım. Bıyık altı gülümsedim. Bazen istediğiniz cevapları verebilmek veya alabilmek için tanımlanan süreler yetmeyebiliyor. Bazen de yetebiliyor. Yeter ki ne konuşacağınızı bilin.
Bir insan o beş dakikada ne konuşmak ister, ya da ne konuşabilir. Örneğin organik ürünlerini tanıtmak için bebeğiyle sıraya giren bir hanımdan bahsetmiştim. Bu sohbet sayesinde bir röpotaj kopardı!!
Bir başkası gönüllü işlerde yer alma talebinden bahsetti ve Ayşe’nin cep telefonunu aldı.
Ben oraya girdiğimde ne anlatacaktım, kafamdan neler geçiyordu. Aslına bakarsanız hiç br şey!!! Arkadaşıma sorduğumda sohbeti kendimizin yönlendirdiğini söyledi. Bu sohbet esnasında Ayşe bir bloknota sürekli bir şeyleri not alıyor.
Neyi anlatmak isterdim; eski yazdığım okur mektubunu anlattım, mektupta flamenco dansettiğimden bahsettiğimi söyledim. “Devam ediyor musun?” diye sordu, “Hayır ne yazık ki!” dedim. Lafın gerisini getiremeden dışarı çıkmak zorunda kaldım, yani tam da ısınmaya başlarken!
Peki fırsatım olsaydı nelerden bahsederdim? Muhtemelen annelikten ve bu konudaki blogumdan bahsederdim. Esas mesleğimin insan kaynakları olduğunu ama istikrarlı bir biçimde proje alamadığımı, serbest girişimin zor zenaat olduğunu ve sırf bu yüzden yeniden tam zamanlı iş hayatına dönmeyi düşündüğümde bahsederdim. Ancak kuzunun okul saatleri dolayısıyla ya esnek bir iş olmasını arzu ettiğimi anlatırdım. Ancak tam zamanlı işe de sıcak baktığımı, böyle bir durum oluması halinde bir bakıcı ayarlamayı düşündüğümden bahsederdim. Hatta son dönemdek iş görüşmelerinden ve iş aramaktan sıtkımın sıyrılması sebebiyle ciddi anlamda kariyer değişikliği düşünmeye baladığımdan bahsederidm. Kısaca herkese söylediğim şeyleri herhalde ona da söylerdim. Bazı insanların aniden yıldızlarının parladığını benim yapmayı hayal ettiğim şeyleri onların yaptığını anlatırdım.
Sevdiğim ve benim olan bir işim olsun, ekonomik olarak sırtımın yere gelmemesini, kuzuma iyi bir gelecek vaadedebilecek durumda olmayı arzu ettiğimi anlatırdım. Ve muhtemelen 5 dakika pat diye bitiverirdi. Eminim bana ilham verici bir şeyler söylerdi, hatta belki bir soruyla olaylara bakış açımı değiştirir bakarsın kafamda bir anahtarı çeviriverirdi.
İşte ilham çoğu zaman böyle birşeydir.
Asansör konuşması zannettiğimiz gibi 5 dakika bile değildir muhtemelen. Çünkü gerçekte bir tuşa basıyorsun. Binanın uzunluğuna ve senin gitmeyi planladığın adrese gitme sürene göre bu çok daha kısa bir süre olabilir. Muhtemelen maksimum otuz saniye civarı olabilir mi acaba?
9 katlı bir binada yaşıyoruz. Herhangi bir komşuyla denk geldiğimiz zaman şanslıysak bu konuşmaya sığabilen şeyler, hangi katta ve dairede oturduğu, kendi adı, çocuğunun adı ve yaşı ve belki hangi okula gittiği olabiliyor. Kısaca çok az ama yine de hedefe odaklı saylabilecek bilgi.
Üstelik asansör konuşması aslında sürekli tetikte olmayı gerektiriyor. Yani o anda kısmetinizin ayağınıza geldiğini var sayacaksınız, o ana ruhen ve zihnen hazır olacaksınız, enerjiniz pozitif ve yüksek olacak, çünkü bütün odağınız karşınıza çıkacağınızı ve hayatınızı değiştireceğini varsaydığınız meleğinizi etkilemek olacak. Gerçekçi olursak bu genellikle böyle olmuyordur. Çünkü karşımıza çıkan kişiyle karşılaşmadan önce kötü ve sıkıntılı bir andan çıkmış olabilirsiniz, suratınız asık ve enerjiniz düşük olabilir. Kısaca o beklediğiniz an’a tamamen hazırlıksız yakalanabilirsiniz.
Aşk gibi, karşınıza çıkan bir kişiye ani çekiminiz gibi, böyle şeyler de çoğunlukla hesapsız ve kitapsız gerçekleşiyor aslında.
Yine de bu tip durumlar için önceden düşünülmüş bir kaç senaryoyu hazırda bulundurmakta fayda olabilir. Her ne kadar böyle bir anda tutulup bu senaryoların hiçbirini düşünemeyebilirsiniz. Yine de daha önce defalarca senaryolar üzerinde çalışmış ve dolayısıyla kendinizi böyle bir ana görsel ve sözcüksel olarak hazırlamış olacağınızdan karşınıza gerçekten böyle bir fırsat çıktığında güzel, verimli ve kısmetli yani sonuçları olan bir diyalog deneyimi yaşayabilirsiniz.
Asansör Konuşması olası senaryolarını oluşturabilmek için öncelikle kendimizi iyi tanımamız, ne istediğimizi iyi bilmemiz gerektiğini de vurgulamadan geçemeyeceğim. Tıpkı yuvadaki çocukların kendilerini ve sınırlarını ve neler yapabileceklerini keşfetmeleri gibi bizlerin de yaşımız kaç olursa olsun bunları biliyor olmamız kendimize kouyacağımız hedefler açısından önem arzediyor.
Recent Comments