Ömer Ekinci’nin her ay bir cumartesi ASTORİA’da Caffe Nero’da düzenlediği Buluştrend etkinlikleri kapsamında Geliştrend’in 1. yaşını kutlamış olduk. Pasta güzeldi.
O gün Uğur (Özmen) hoca yoktu çünkü meğer Young Guns 1.1 etkinliğinde gençlerle birlikte yorgun ama heyecanlı saatler yaşıyormuş
Özendim, öyle bir ortamda bulunma heyecanını tatmak isterdim. Bizim zamanımızda yoktu böyle şeyler sanki
Onun yerine Şule (Özmen) vardı. Marmara Üniversitesi Organizational Behaviour yüksek lisans bölümünde okurken istatistik dersinde onun öğrencisi olmuştum. Hocamla yıllar sonra bu sayede yeniden karşılaşmış olduk. Eski günleri yad ettik. Ayrıca kızımla iyi arkadaş oldu, zira kızım bir anda uykudan uyanıp direk kalabalığa girince biraz aksilenmişti
Üzeyir Akçal’ın çektiği fotoğraftan da anlaşılacağı üzere bu buluşma boyunca en iyi onunla anlaştı.
Gerçi fotoğrafta Şule hanım kızımla değil birileriyle sohbet ederken çıkmış. Ne hoş bir şey, karı koca Özmenler her daim dinamik ve enerjikler, sürekli öğrenme ve yenilenme hevesleri daim. Bunun yaş 26- 30 iş bitmiş modunda düşünenlere örnek olmasını dilerim.
Şule hocama “Bilgi Üniversitesi’ne geçmişsiniz nasıl oldu?” diye sordum ve böylece farkında bile olmadan en kısa röportajı Ömer yerine ben yapmış oldum galiba
Meğer hocam e-ticaret konusuna atlamış ve hatta bu konuda 450 sayfalık bir kitap yazmış. Kanımca bu devirde herkes e-ticareti öğrenmeyi kendine bir düstur edinmeli!! Ben de bunu öğrenmek istediğimi ifade ettim. Şule hocam kendini sürekli geliştirmek isteyenlerden, kendini e-ticaret konusunda mutlu hissettiğini belirtiyor. Belki de değişim bundan kaynaklandı sonucuna varıyoruz.
Şule hocamı Google’da ararken bir İK cı olarak önemli olduğun düşündüğüm bir sözünü buluyorum; “Eğer bir kişi diplonasına rağmen işsizse o mesleğe ihtiyaç kalmamış olablir” Aklıma “Acaba doğru meslekleri seçiyor muyuz?” sorusunu getiriyor ister istemez, ama bu, bu yazının konusu değil.!
Konu “Ben ne yapıyorum ve bloguma nasıl reklam alabilirim?” konularına gelince bana sorduğu sorularla kendimizi aniden “Elevator pitch yani Asansör konuşması nedir?” konuşmasında bulduk. Malum zaman networking zamanı, kimi nerede tanıyacağınızı bilemezsiniz. Böyle bir zamanda hele Buluştrend gibi bir ortamda yeni birileriyle tanıştığınız zaman 30 saniye olmasa bile kendinizi tanıtmak için maksimum ortalama 4-5 dakikanız var. Sonrasında konunuz karşı tarafta merak uyandırıyorsa sohbet akıyor zaten
Sonuçta orada herkes birbirine “Sen ne işle ilgileniyorsun” diye soruyor, kartvizitleşme oluyor, ama herkeste kartvizit bulunmuyor. Böyle zamanlar için herkesin kısa çarpıcı ve öz bir tanıtımı olabilmeli. Nisan ortasında Sakarya Üniversitesi’ne konuşma için davet edildim, orada buna değinmeyi planlıyorum.
Bunun dışında herkeste her zaman kartvizit olmayabiliyor. Benim gibi isim ve yüz hafızası kötü olanlar için ise ne yazık ki isim yeterli değil. Bilgisayarı açtığımda google’da hangi birinizi arayayım değil mi ama? Bu konuda önerisi olan varsa beklerim. Ben artık karvizitleri de taratarak bilgisayara koymaya başladım. Sonuç ta düzgün bir dosyalama sisteminiz yok ise bir yerden sonra onlar da kaybolabiliryor. Geçmiş yazılarımdan birinde Kartvizit Yönetimi konusunda tavsiye istemiştim, pek veren çıkmadı.
Bu sefer Berna yoktu. Bu buluşmada Recep Karaaslan (www.GençStore.com) ve Ümit Hayri Koç (www.umithayrikoc.com) ve Mustafa Can, Hakan Patır (www.Organikyiyoruz.biz) ile tanıştık. Hakan Bey’in yazısına kızımla ilgili blogda yer verme durumu olabilir. Oraya da bekleriz.
Ömer’e buradan bilgi, eğer arzu edersen Mali Müşavir olan eşim bu konularda Geliştrend için yazı yazabileceğini belirtti.
Ve son olarak İpek, kızına geçmiş olsun, umarım küçük Yaprak’ın önemli bir şeyi yoktur ve iyileşmiştir!
Recent Comments